Karanlık odanın loş ışıkları altında, yaşını almış koyu renk saçlarıyla o dişi bir fırtına gibiydi. Sığmayan bakışları, avını bulmuş yırtıcı bir kaplanın doymak bilmeyen açlığıyla parıldıyordu. İlk hamleyi yaparken yüzündeki sert ifade, içindeki ateşi dışa vuruyordu; bu işin kolay olmayacağını hemen hissettiriyordu. Gözlerindeki o acımasız hırsla, karşısındaki folloşun üzerine çöktü, vücudunu adeta cehennemin kıvılcımlarıyla tutuşturuyordu.
Parmakları acımasızca amcığını aralayıp yalama işine başladı, dilini keskin bıçak gibi sert ve hızlı hareketlerle dolaştırıyor, her seferinde daha derine sokuyordu kendi pis duygularını. O an gelmekte olan fırtınanın habercisiydi; sapıtmanın sınırlarını zorluyor, her seansı daha da vahşileştiriyordu. Sıkıca kapalı amını parmağının ucuyla zorlayıp içinde yankılanan ahenkle oynadı. Ne zaman ki o küçük deliği yeterince ısındırdı, inatla yaklaştırdığı yumuşak ama kesin damarlarını içine saldı.
Yarağının kalınlığını hissedebildiğinde yüzündeki nefret ve tutku karışımı ifade iyice belirginleşti, tam anlamıyla teslimiyetin ve hakimiyetin dansı başlamıştı. Bir elini boynuna geçirip sıkıca kavrarken diğer eliyle keskin ritimler eşliğinde köklüyordu kıyıda köşe kalmamış amcığına. Her dişi inilti arasından hırıltılarla “Daha hızlı… Daha derin…” diye haykırıyordu; sanki sonsuza kadar bu dayanılmaz güç oyununda kaybolacak gibiydi.
Toplamda acımasızca sürdüğü sikinin sonuna doğru gözlerindeki alev patladı ve o an geldiğinde vücudu titreyerek sarsıldı. İçten gelen yüksek çığlıkları yankılanırken gizlice kaçan boşalması, bütün hem de en koyusundan yaşadığı zevki kanıtlıyordu. Gecenin karanlığında kaybolan nefes alışları, ardında kalan kırmızı izlerle beraber o sert dersi unutulmaz kılıyordu: Bu kadın hem öğretmen hem cellâttı; dayadığında bıraktığı izleri ömür boyu taşıyacaktın!